Arap ülkeleri neden El-Cezire’yi kapatmak istiyor?

0
1

Sepp’in El-Cezire’de yayımlanan makalesini Timeturk çeviri masası Türkçeye çevirdi. İşte makalenin tamamı:

5 Haziran 2016 tarihinde Suudi ArabistanBirleşik Arap Emirlikleri (BAE)Bahreyn ve Mısır‘dan oluşan dört Arap ülkesi Katar ile diplomatik ilişkilerini keserek Katar’ı abluka altına almışlardı. Hatta bununla kalmayıp İran ile ilişkilerini kesmesi, Türkiye askeri üssünü kapatması ve bölgedeki nüfuzunu azaltması gibi birçok şart koşmuşlardı. Bu caydırıcı şartların başında ise El-Cezire kanalının kapatılma şartı yer alıyordu. Bilindiği üzere El-Cezire kanalı uluslararası tanınan ve seyredilen bir kanal olmakla birlikte Arap hükümetlerini oldukça fazla eleştiren bir yayın kuruluşudur.

Ben, El-Cezire kanalının ilk kurulduğu yıllardan bu yana bu konu üzerinde çalışıyor ve yazılar yazıyorum. 2008 yılında “El-Cezire’nin Etkisi” adında bir kitap yazmıştım. Bu kitabımda televizyon haberciliğinin Arap dünyasına, siyaseti ve haber ağlarına olan etkisinden bahsetmiştim.

Çok konuşulan ve yer yer eleştirilen El-Cezire’nin veya herhangi bir medya kuruluşunun kapatılması, özgür basın ve demokrasiyle çelişeceğini düşünüyorum.

ELEŞTİREL GÖZ

El-Cezire 1996 yılında kurulduğunda bölgeyi resmen sarsmıştı. O güne kadar tüm medya organları devlet başkanları tarafından yönetilir ve istenilen haberler yapılır, açığa çıkması istenmeyen gerçekler de örtbas edilirdi. Tıpkı batılı televizyonlar gibi profesyonel bir şekilde yoluna devam eden El-Cezire, Arap dünyasındaki önemli olayları anbean aktararak gündemde tutardı. Örneğin 2000 yılında İsrail’e karşı başlatılan ikinci intifada olaylarını anbean aktarmıştı. Böylece Arap kanalları, batılı kanalların peşinde koşup neler olduğunu yanlış bir şekilde öğrenmiyor, direk El-Cezire’den alıyordu.

El-Cezire özellikle Amerika‘nın Afganistan ve Irak‘taki savaşı anbean aktarması ve ışığı sivil katliamlara yansıtması devlet başkanlarının sinirlenip tepki göstermesine neden olmuştu. O dönemdeki George Bush yönetimi El-Cezire’nin yayınlarını ABD‘nin terörle mücadelesini aksattığını ve yanlış yansıttığını iddia etmişti.

Amerikalı yöneticilerin dışında Arap ülkelerinin yöneticileri de El-Cezire’ye tahammül edememiş ve karşı çıkmıştı. Genellikle halkına haber ulaştıran medyayı kontrol altında tutmaya alışık olan yöneticiler, El-Cezire’nin bu denli büyümesi ve etkili olmasını hazmedemedi. El-Cezire sadece savaş konularını konuşup tartışmıyor, aynı zamanda özgür basını, kadın haklarını vb. konuları da zaman zaman gündemde tutuyordu.

Ancak buna rağmen El-Cezire’nin de özgürlüğü için bazı sınırlar vardı. Arap yöneticilerini mercek altında tutan El-Cezire, bu çalışmasını kendisine çizilmiş bazı sınırlar çerçevesinde yapıyordu. El-Cezire aynı zamanda Katar’ın dışı politikasıyla aynı çizgide yayın yapan uluslararası bir haber kanalı olduğunu da söylemek lazım.

ARAP BAHARI: DÖNÜM NOKTASI

Geçen 20 yıllık süreye rağmen El-Cezire tarihi hep birbiriyle bağlantılı bir şekilde ilerledi. El-Cezire, 2011’deki Arap baharını gündemde tutması, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’i en fazla kızdırdığı dönemdi. Şuan Katar’a abluka uygulayan bu ülkeler El-Cezire’yi “Halkı yöneticilerine karşı sokağa dökmek” ile suçluyor.

Aynı zamanda El-Cezire’nin Mısır’ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’ye büyük yer vermesi ve desteklemesi de Mısır’a darbeyle gelen Sisi’yi oldukça kızdırmış durumda. El-Cezire bunun dışında birçok Arap ülkesini eleştiren raporlar hazırlamakla biliniyor.

El-Cezire raporlarının ve haberlerinin İslamcılardan yana olduğu söylentisi de aslında doğru bir söylentidir. Katar’ın düşmanları aynı zamanda Katar’ı; İhvan’ı (Müslüman Kardeşler) Suriye’deki ve Yemen’deki El-Kaide bağlantılı grupları desteklemekle suçluyor.

BU BOŞLUĞU KİM DOLDURABİLİR?

Katar, Arabistan’ın şart listesinden bazı noktaları kabul etme ihtimalinin bulunduğunu ancak Katar’ın en büyük başarılarından olan El-Cezire’yi kapatmanın söz konusu olmadığını belirtti.

El-Cezire’nin kapatılması durumunda ondan sonraki en bariz olan ve Arabistan’ın görüşünü temsil eden El-Arabiya televizyonu ön plana çıkacaktır. Onun dışında BAE destekli SKY News Arapça kanalı ikinci sırada gelebilir. İdeolojik olarak tamamen karşı tarafta olan Hizbullah’ın sesi El-Menar televizyonu ise üçüncü sırada sayılabilir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here